BT entegrasyonu bankalara önemli bir katma değer sağlıyor
"BT entegrasyonu bankalara önemli bir katma değer sağlıyor"
Mike Jansen HP EMEA ve Rusya Finans Endüstrisi Direktörü Mike Jansen
HP ISE(International Sales Europe)'de Finansal Hizmetler Endüstrisi Satış Direktörü olarak görev yapan Mike Jansen, hızlı büyüme gösteren 100'den fazla ülkede sermaye piyasalan, bankacılık ve sigortacılık sektörlerine yönelik satis ve pazarlama faaliyetlerini yürütüyor. Lisans eğitimini teknik alanda yapan ve bunun ardından Güney Afrika'da MBA eğitimi alan Jansen, şu anki görevine getirilmeden once IBM ve TRW'de teknik ve idari kademede farklı görevlerde bulundu. BT sektöründe 26 yıllık iş deneyimi olan Mike Jansen, Orta ve Doğu Avrupa ve MEA Bölgesi'ni de içeren ISE'de çalışmalannı sürdürüyor.
Hewlett-Packard Company
1939 yilmda Amerika'da bir garajda kurulan Hewlett-Packard Company, bugün kişisel bilgi işlem ve erişim cihazlan, görüntüleme ve baskı çözümleri, bilgi teknolojileri alt yapısı ve iş çözümleri konusunda global hizmetler sunuyor. 11 Mayis 2002 tarihinde Compaq Computer Corp. ile birleşerek daha da güçlenen HP, 160'dan fazla ülkede 145 bini aşkın çalışanıyla, 2004yılında 80 milyar dolar ciro yapti. Merkezi Palo Alto, Kaliforniya'da bulunan şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO'luğunu Mark Hurd yürütüyor.
1989'da yüzde 100 Amerikan sermayesiyle kurulan HP Türkiye ise Istanbul, Ankara, Izmir, Adana, Trabzon'daki ofisleri ve yurdun dört bir yanında faaliyet gösteren yetkili servis merkezleriyle, ürün ve hizmetlerini turn Türkiye'ye iletiyor.
"BT entegrasyonu bankalara önemli bir katma değer sağlıyor"
HP EMEA ve Rusya Finans Endüstrisi Direktörü Mike Jansen, Active ACADEMY Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ARME Soruyor Toplantilan'nm Mayis aymdaki konuklarmdan biri oldu. Toplantida yeni nesil on ofis konsepti üzerinde duran Jansen, bireysel bankacılıkta yaşanacak trendler ve finans kurumlarimn BT altyapılarını kurarken nelere dikkat etmesi gerektiği hakkında değerlendirmelerde bulundu.
"Bankaların iş hayatındaki öncelikleri, müşterileriyle, ürünlerle ve iş süreçleriyle ilgili öncelikler olmak üzere, kısaca üç grupta toplanabilir. Ancak bunlann arasmdan en çok müşterilerle ilgili konulara önem veren bankalar, bir taraftan mevcut müşteri portföyünü korumaya çalışırken, diğer taraftan yeni müşteriler kazanmayı ve CRM uygulamalarim etkin bir şekilde yürütmeyi hedefliyorlar. HP bu noktada mevcut müşterilerin memnuniyetini artırıcı uygulamalar geliştirerek ve CRM uygulamalarına katkı sağlayarak, bankalara yardımcı oluyor.
Günümüzde finans piyasalarındaki şiddetli rekabet, finans kurumlarimn yeni iş modelleri geliştirmesini gerektiriyor. Bu yeni iş modelinde artik finans kurumlanmn, diğer kurumlarla iş birliklerine gitmesi eskiye nazaran daha çok önem kazanmış durumda. Bunun yam sira kurumlarda iş süreçlerinin standartlaştırılması da, yeni çevre koşullarında faaliyet gösteren firmalann rekabet gücü elde etmesinde belirleyici bir rol oynuyor.
Önde gelen araştırma şirketlerinden Data Monitor'ın 2004-2006 yılına ilişkin tahminleri, bankalar açısından yeni ürün geliştirilmesinin artıkyeterli olmadığını gösterirken, şubelerin etkin bir satış kanalı olarak kullanılması gerektiğini de ortaya koyuyor. Gelecek yıllarda bankalar arası rekabette en ön safta yer almaya devam edecek olan şubelerin, etkili bir satış silahı olacak şekilde optimize edilmesi gerekiyor. Data Monitor aynca müşteri ilişkilerini sağlamlaştırmak isteyen bankalann, CRM çalışmalanna daha fazla yatınm yapmasının önemine de dikkat çekiyor.
Entegrasyon önemli
İş süreçlerinde HP sistemlerinin kullanılması, bankalara önemli bir maliyet avantajı sağladığı gibi, işlemlerin daha etkin şekilde yapılmasına da yardımcı oluyor. Günümüzde dağıtım kanallannı etkin bir şekilde kullanamayan bankalann rekabet şansı azalıyor. Data Monitor'a göre, çeşitli dağıtım kanallannın entegre edilmesi, şubelerin etkinliğini artırmak için bir ön koşul olmaya devam ediyor. Bir bankanın ne kadar iyi ürünleri olursa olsun, dağıtım kanallan etkin çalışmıyorsa müşterilere ulaşması zorlaşıyor. HP olarak dağıtım kanallannın iyileştirilmesine ve çeşitli kanallann bütünleştirilmesine yardımcı olacak ürünler geliştiriyoruz. internet, telefon bankacılığı ATM, şube gibi çeşitli platformlann başanlı bir şekilde entegre edilmesine yönelik ürünlerimiz de bulunuyor.
Bankacılık sektöründe müşteri bilgilerinin gizliliğinin sağlanması hayati önem taşıdığından, bankalar, müşteri kaybetmemek amacıyla teknik altyapılannı geliştirmeye büyük önem veriyorlar. HP de çalışmalannda bankalann bu taleplerini devamlı olarak göz önünde tutuyor.
Artık şirketlerin daha açık organizasyon yapısına sahip olmalan gerekiyor. Bu yüzden bankalar is ortaklanyla daha sıkı iş birliği yapmalılar. Müşterilerin farklı ürünler için, farklı departmanlara gitmesi zaman kaybına, dolayısıyla verimsiz çalışmaya neden olduğu için, bankanın bütün ürün yelpazesine bir noktadan ulaşılabilmeli. Müşteri; şube, internet ya da telefon bankacılığı olmak üzere hangi kanalı kullanırsa kullansın, bütün ürünler kendisine sunulmalı. Nitekim bankalar, bütün işlemleri tek bir çatı altında sunabilecek yapıyı oluşturdukları zaman, çok daha güçlü hale geliyorlar.
Çoğu bankanın mevcut BT altyapısında, müşterilere hizmet sunulan şube, internet bankacılığı, ATM, müşteri ilişkileri ve interaktif sesli yanıt sistemi gibi birimlerin hepsinde farklı bir sistem kuruluyor. Bu sistemler merkezdeki ana bilgisayardaki çeşitli uygulamalardan faydalanıyorlar. Son derece karışık bir ağ mimarisi ortaya çıkıyor. Oysa bu veri kanallarının entegre edilmesi, bankalara önemli verimlilik avantajları sağlayabilir.
Arka ve ön ofis iş birliği
Arka ofisin etkin bir şekilde çalıştırılmasını sağlayacak tedbirleri alan bankalar rekabette ön plana çıkacak. Bugün birçok bankada her departmanın ayrı bir ön ofisi bulunuyor ve bu on ofisin arka ofisle sıkı bir iş birliği içinde çalışması gerekiyor. Bu nedenle bankacılık işlemleri daha karmaşık ve dikey bir örgütlenme şeması üzerinden yapılıyor. Organizasyon yapısının kompleks olması bankanın etkinliğini azaltıyor. Böyle bir yapı mainframe kullanımını da sınırlıyor. Yeni nesil bankalarda ise çeşitli departmanların ortaklaşa kullanacağı bir ağ üzerinden çalışacaktek bir ön ofis bulunması yeterli oluyor. Bu ön ofis, bütün bankacılık işlemlerini yürütebiliyor. Basit ve yeni durumlara kolayca uyarlanabilecek bir organizasyon yapısı banka için önemli avantajlar sağlıyor. Esnek ve bağımsız iş birimlerinin olması, bankanın etkinliğini artırıyor. Yeni nesil on ofis uygulaması bankaya, 7 gün 24 saat satış yapma ve müşteri desteği sağlama imkânı veriyor. Yeni organizasyon yapısında görevler ve sorumluluklar da açıkça belirleniyor.
Gelecekte B2B hizmet sunumu önem taşıyacağı için, bankanın tek bir dağıtım kanalına odaklanmaması gerekiyor. Geleceğin bankaları, müşterilere sadece şubelerini kullanarak ulaşmayacaklar. Postaneler, sigorta acenteleri, yatırım danışmanları, finansal planlamacılar ve perakendeciler de bankalann yeni dağıtım kanalları arasında yerini alacak. Dinamik B2B ağı sayesinde bankalar bu farklı kanallan etkin birşekilde kullanarak, müşterilere çeşitli hizmetler sunabilirler. Kanallann entegrasyonu, daha çevik bir kurum yapısına ulaşmayı sağlayabilir.
Bankalann BT altyapilanni yeni nesil ön ofisi destekleyecek şekilde yenilemeleri gerekiyor. Yeni BT altyapısında e-bankacılık uygulamalan büyük önem taşıyor. "On demand services" sayesinde çeşitli dağıtım kanallannı entegre etmek mümkün oluyor. HP olarak, iş ortağımız Microsoft'la birlikte, yeni nesil ön ofise geçiş için değişik çözüm yolları arasından en uygun çözüm olarak, mevcut teknolojilerin, kullanıcı arabirimlerinin, uygulama ve veri sistemlerinin entegre edilmesini öneriyoruz.
Çeşitli kanallann entegre edilmesi, bankalann açıkfinans konseptini uygulamaya koymalanna olanak sağlıyor. Açık finans konsepti, ön ofisin etkinliğini arka ofise göre daha fazla artınyor. Çeşitli kanallann entegre edilmesinin diğer bir faydası da sürekli ve gerçek zamanlı olarak müşterilerin görüşünün alınması. Aynca entegrasyon yeni ürünlerin piyasaya sürülmesini kolaylaştınyor. Her kanal için aynı uygulamalann kullanılması, belli bir maliyet getiriyor. Fakat entegrasyonla birlikte bütün kanallarda ortak uygulamalar kullanılması mümkün olacağından, önemli bir maliyet avantajı sağlanıyor.
Çok sayıda kanalın entegre edilmesi, bankalara teknolojik açıdan önemli faydalar getiriyor. Entegrasyon, iş süreçlerinin ve müşteri davranışlannın takip edilmesini mümkün kılıyor. Önceden tanımlanmış uyarlamalarla, uygulamalann birbiriyle entegre edilmesi basitleştiriliyor. HP de kurumlara daha fazla çeviklikve uygulamalann ölçülebilirliğini sağlamalannda yardımcı oluyor. Yeni nesil ön ofis iş süreçlerinde müşteri odaklı uygulamalar geliştirme konusuna büyük önem veren HP, aynca çeşitli kanallann entegre edilmesine olanak sağlayacak sistem altyapısını kurmak suretiyle de bankalara yardımcı oluyor.
Mike Jansen konuşmasının ardından Active ACADEMY tarafından kendisine yöneltilen sorulan yanıtladı.
Türk bankacılık sektörü, 2000-2001 yılları arasında yaşanan krizlerin ardından uygulamaya konan ekonomik programla yeniden yapılandırıldı. Sektörde atılan adımları ve sektörün mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mike Jansen: Öncelikle Türkiye'deki krizler bize, hükümetlerin yeterli seviyede düzenleme yapmadıklannı ve yerel oyunculann bankacılık yapacaklan sağlıklı bir ortam oluşturmadıklannı gösterdi. Bugün bile bu iki eksikliğin piyasadan tamamıyla kaybolmuş olduğunu söyleyemeyiz. Sermaye yeterliliğiyle ilgili düzenleme getirilmiş olsa da, idari modelle ilgili olarak hâlâ giderilmesi gereken bazı eksiklikler var. Bu eksiklikler giderilip, piyasa şartlan tutarlı bir hale getirildikten sonra, bankalann yeni ürün arz etme yeteneği artacaktır.
Bankacılık sektörünün gelişme göstermesi, ekonomik büyümeye bağımlı. Ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için ise yabancı sermayenin ülkeye giriş yapması ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu yabancı sermayeyi küçük krediler yoluyla temin edebilecek duruma getirilmesi gerekir. Bunlar da ekonomiye belirgin bir büyüme getirir.
Bir ülkede var olan kaynaklan; kayıt altına alınabilir ve yatırım yapmakta kullanılabilecek varlıklar olarak tanımlıyoruz. Kayıt altındaki varlıklann artması finans sektöründeki büyümeyi tetikler. Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli işletmelere baktığımızda, bu kurumlara doğru bir sermaye akışı olduğunu görüyoruz. Bundan sonra üzerinde durulacak nokta, bu artan varlıklann mortgage ve tarım sektörüne nasıl yansıtılacağı olacak. Çünkü bu alanlarda ürünler oluşturulmaya başlandığında, finans sektörünün hacmi altı ay içinde üç katına çıkacak.
Sizce Tiirkiye'deki bankalann, bulunduğu bölge koşullarında, nasıl bir bireysel bankacılık stratejisi oluşturması gerekir? Bu stratejiyi belirleyecek temel unsurlar nelerdir?
Mike Jansen: Bana gore bankacihk stratejisi, hedef piyasayı nasıl gördüğünüzle birebir ilişkili. Örneğin, Ziraat Bankası'nın stratejisi elbette ki, Garanti Bankasi, Oyak Bankya da Akbank'tan farklı olacaktır. Emeklilik ödemeleri bugün Ziraat Bankasi üzerinden gerçekleştiriliyor. Eğer hükümet, emeklilik ödemeleri için diğer bankalara da bir şans tanır ve maliyete yönelik getiri, ulaştırma, dolandıncılığa karşı güvenlik konulannda hangi banka daha iyi şartlar sunuyorsa o bankayla çalışmaya karar vereceğini açıklarsa, eminim ki Ziraat Bankası'nın bankacihk stratejisi değişecektir. Dolayısıyla hedef piyasanız çok önemli. Çünkü ancak hedef piyasanızı gördükten sonra, hangi ürünleri sunmanız gerektiği netlik kazanıyor. Mesela emeklilik ödemeleri konusunda sistemin elektronikleşmesi değil, güvenlik konusu ön plana çıkıyor. Dolayısıyla Ziraat Bankası'ndan da bu konuda en sofistike elektronik sistemi sunmasını bekleyemezsiniz fakat gelen kişinin kimliğinin güvenli bir şekilde doğrulanması açısından en yeterli sisteme sahip olduklannı düşünebilirsiniz. Bankalann stratejisini etkileyen en temel faktör, hedef piyasanın kimlerden oluştuğu ve hangi ürünlere ihtiyaç olduğu konulannda karşımıza çıkıyor.
Türkiye, ATM'lerin yaygınlığı açısından 90'lann sonu, 2000'lerin başında oldukça ileri seviyedeydi. Hemen hemen her bankanın yaklaşık 500-800 arasında değişen ATM'si vardı. ATM'ler bankacihk ürünlerinin kullanılması açısından en etkin noktalan temsil ediyordu. Bireysel bankacihk piyasasına ulaşmak için gerekli donanım anlamında Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkelerden çok daha iyi bir organizasyon alt yapısına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan, Türkiye'de bireysel bankacihk gözle görülür bir gelişme gösterdi; yolda yürürken yan yana on tane banka şubesine rastlayabiliyorsunuz. Peki o zaman dilimi içerisinde sistemi bu şekilde devam ettirmek kârlı mıydı? Türkiye'de bireysel bankacihk sektörü çok hassas. Bu hassasiyet, bankalann piyasa odaklı stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Şu anki safhada bankalar arası birleşmeler gerçekleşiyor ve bir çok banka yeni yapı maliyetlerinden ötürü bazı şubelerini satışa çıkardı. Bugüne kadar leasing ürünleri, mortgage, otomobil kredileri ve şirketlere yönelik krediler, yeterli oranlara ulaşamadı. Dolayısıyla bundan sonra bu ürünlerin yaygınlaşması safhası başlayacak. Her bankanın farklı alanlarda krediler sağlamak yolunda özelleşmesini bekliyorum.
Bankalar, paranın elektronik ortamda kullanılmasını teşvik etmek istiyorlar. Çünkü bankalann binalannda dağıtılmayı bekleyen nakit para, elektronik ortamda işlem görse, banka adına yeni yatınmlar yapmak için muazzam bir kaynak olabilecek. Aynca nakitle yapılan işlemler pahalıya mal oluyor; müşterilerin işlemlerini nakit parayla bankaya gelerek yapıyor olması, güvenlik ve ulaşım gibi maliyetleri beraberinde getiren bir unsur. Bundan dolayı, bireysel bankacihk sistemi, turn toplumu elektronik bankacihk hizmetleriyle tanıştırmak zorunda. Bireysel bankacihk sektörü, değişikliklere karşı çokduyarlı. Bu doğrultuda HP olarak, piyasaya yeni kredi ürünlerinin getirilmesinin ve nakit gerektiren ödeme sistemlerinin diğer alternatif sistemlere dönüştürülmesinin, önümüzdeki yıl içinde tamamıyla gerçekleşeceğini öngörüyoruz.
Basel Il'ye geçiş sürecine ilişkin hazırlıklar sürerken, sizce bankacihk sektörü bundan nasıl etkilenecek?
Mike Jansen: Basel II, iki temel yapıdan oluşuyor. Birincisi kredi riski, ikincisi operasyonel risk. Kredi riski kısmında kısa vadeli kredilerin yönetilmesi gündeme geliyor. 2001'deki krizi doğuran etmenlerden biri, hükümet tarafından yapılan düzenlemelerin yetersizliğiydi. Bunun nedeni de bu düzenlemelerin, piyasadaki kredi talebinin risk açısından değerlendirilmemesiydi. 2002'den bu yana bu alanda ciddi ilerlemeler kaydedildi. Kredi riski yönetimi ile uğraşan kurumlar, edinebildikleri bütün verilere ihtiyaç duyuyorlar. HP de bir BT şirketi olarak, verileri kullanılabilir hale getirecek teknolojiler üzerine çahşıyor. Bu, son beş yıl içinde değişik kurumlar aracıhğıyla yapılmış olan turn transfer işlemlerinin birleştirilmesi demek. Basel II kurumlara yapılan transfer işlemlerini kaydederken kullanmalan gereken bazı standartlar getiriyor, böylece bütün kurumlardaki verilerin entegrasyonu mümkün hale gelebilecek.
Basel H'nin operasyonel risk ile ilgili olan kismi, bilgilerin ne kadar güvenilir yollarla işlendiği ve saklandığı ile ilgili. Örneğin bankacılık hizmeti bilgi üzerine dayalı bir ürün. Hesabınızdan para çektiğinizde bile, bu bilgi önce sizin hesabınıza işleniyor, sonra ilgili olan diğer hesaplara. Yaptığınız en küçük işlemin bile bilgisinin saklamyor olmasmin gerekliliği, bankacılık hizmetini bilgi yönetimine bağımlı hale getiriyor. Bu da, bilgilerin 24 saat boyunca ve etkin bir şekilde işlenebilmesini ve korunmasını gerekli kılıyor. Banka merkezi ve turn şubeler çapında bu süreçlerin gerçekleştiriliyor ve takip edilebiliyor olması için gerekli olan ağ yapısının sağlanmasında ise BT kurumlan devreye giriyor. Bankalar bir yandan kredi riski ile ilgili düzenlemeler üzerinde çalışırken diğer yandan operasyonel süreçlerini de Basel H'ye uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar. Bir kullanicmin, kimliğini doğrulamak kaydıyla ATM, internet, şube veya telefon aracılığıyla istediği işlemi gerçekleştirebiliyor olması, bu yollann güvenliğinde hiçbir açığa taviz verilmemesi anlamına geliyor.
Deutsche Bank raporuna baktığımızda, bu konuda tam bir değerlendirme yapmak için bankanın büyüklüğü, yatırım portföyü ve hedef piyasasının nerede olduğunu göz önünde bulundurmamız gerektiğini görüyoruz. Deutsche Bank'ın yatınm portföyünde var olan DaimlerChrysler ve BMW gibi kurumsal müşteriler, bankanın fon alıp satma işlemlerinde önemli paya sahip. Dolayısıyla Deutsche Bank yetkilileri fon alıp satma işlemlerinde kullanmak üzere, dünya genelindeki bu tarz büyük kurumlardan daha fazla fon sağlama çabası içindeler. Dolayısıyla yatırım ve hisse senedi yönetimi bankanın hazinesinde öne çıkan önemli ürünler oluyor. Turk bankacılık sektöründe ise bu alandaki durum daha farklı. Bununla birlikte, Deutsche Bank da Türkiye'deki bankalar gibi bireysel bankacılık yönünde kendisini geliştirmeye çalışıyor. Bunun için, hem şubelerdeki alt yapısını genişletmek konusunda, hem de müşterilerle daha iyi iletişime geçebilmek konusunda çalışmalaryapıyor. Bu açıdan bakılacak olursa, Deutsche Bank'ın faaliyette olduğu elektronik bankacihk, telefon bankacılığı, bireysel bankacihk ve müşteriye ulaşma yöntemlerini artırmak konusunda, Türkiye'deki bankalara örnek teşkil edebilir kanaatindeyim.
Bir bankanm fon ahp satma işlemlerini dünya genelinde etkin bir hale getirebilmesi için dünyadaki gelişmeler hakkında günlük bilgiler almak zorunda. Bu da dünyanın değişik bölgelerindeki bilgilerin ortak birağda birleştirilmesini gerekli kılıyor. HP de bu konuda bankalara en uygun hizmeti sağlıyor. Tam bu sebepten dolayi Citibank, HP ile çalışmayı seçti.
Yatırım bankacılığı için izlenmesi gereken stratejilerin bileşenleri nelerdir?
Mike Jansen: Yatinm bankacılığı, bankalara hem müşteriye en yakm olabilecekleri, hem de ürün geliştirirken doldurabilecekleri boş bir alanı teşkil ediyor. İsviçre'de bazı yatinm bankalan var ki, hiç kendi ürünleri yok. Bunlar başka bankalan anyorlar ve "Yatinm yapmak için kullanılmak üzere 5 milyon İsviçre Frangım var, bana teklifin nedir?" diye soruyorlar. Dolayısıyla bankanm "görünen yüzünde" tuttuğu ürünlerönem arz ediyor. Bunun ardından müşteri açısından banka değerlendirilirken, eldeki miktann ne kadannın bankaya yatınlacağı, bankanm ürünleri yönetme kabiliyeti, ne kadar ürüne sahip olduğu değerlendiriliyor. Banka açısından ise, "sunduğum ürünler neler", "bunlan nasıl kullanıyorum" ve "sunduğum getiri oranı ne" sorulannın cevaplannın bir araya getirilmesi gerekiyor.
Bankacılıkta yeni jenerasyon ön ofis konsepti yatınm bankacılığı ve elektronik bankacihk tarafından şekillendirilecek. Yatınm bankasının ön yüzü ile arka yüzünün birbirinden bir şekilde ayn tutulması gerekiyor. Mesela ben ileri teknoloji kullanan bir danışman olarak, yüksek teknolojili cihazımı alıyorum, sisteme giriş yapıyorum, piyasa ile ilgili turn gelişmeleri haber ajanslanndan ediniyorum ve daha sonra sizin portföyünüze bakıp size öneriler getiriyorum: "Bu portföyünüz yüksek risk taşıyor, bunu düzenlemeniz lazım; şu şekilde bir portföy hazırlamanızı öneririm" gibi. Bu tarz bir çalışma için, ön tarafla arka tarafı birbirinden ayırmak uygun bir yöntemdir. İsviçre, Avusturya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde bu metot yaygin olarak kullanihyor.
Polonya, Romanya, Macaristan'daki bir çok banka bireysel bankacılık dünyasında ilerlerken ortak bir portala ihtiyaç duydular. Bunun arkasmdan da doğal olarak elektronik bankacihk geldi. Elektronik bankacihk uygulaması şube uygulamasından oldukça farklıydı; şube bankacılığında bankacihk hizmeti alan bir kişi yaptırdığı işleme dair monitörden hiçbir şey göremezken, elektronik bankacıhkta yaptığı her şey, girdiği tüm bilgiler kişinin gözünün önünde idi. Dolayısıyla şube bankacılığında bu iki iş yapış şeklini bir araya getiren yeni bir yaklaşım gerekecek. Önce yatırım bankacıhğı gelişecek, bunun akabinde portal bankacılığı ve elektronik bankacihk, sonrasında da şube bankacıhğının yeni şekli.
Bunlann yanında bankalar arası projeler geliştirilirken hangi teknoloji altyapısının kullanıldığı da önem arz eden bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. ".Net" platformu ile "Java" platformu bugünlerde öne çıkan altyapılar. Bankalann kullandığı altyapılann farklı olması durumunda ortak bir proje için çahşacak bankalar arasında uyumsuzluk oluşması ihtimali söz konusu. Hangisinin yakın gelecekte varhğını sürdüreceğini bilmemekle birlikte, biz, kendi iş yapış şeklimizi bu iki platforma da uygun halde devam ettiriyorve bankalara buna göre hizmet veriyoruz.
Kısa bir süre önce teknolojideki değişimin sağladığı fırsatlarla birlikte banka şubelerinin tamamen kapanacağına dair iddialar ortaya atıldı. Ancak bugün sunumunuzda da gördüğümüz gibi, şubeler bankacılığın temel yapısını oluşturuyor. Bu nedenle, kapatılması pek mümkün görünmüyor. Bu konudaki görüşleriniz nedir?
Mike Jansen: Biraz geçmişe gidecek olursak; 60-70'lerde anne-babalanmız sabahlan kalkınca banka şubesine uğrayıp, kısa bir sohbet yaptıktan sonra işlerine gidiyorlardı. 80'lerin sonu 90'lann başına kadar şubeler, bankalar için en büyük masraf kalemiydi fakat müşteriyle irtibata geçmek için tek yoldu. Ahm-satım döngüsünde en sofistike kurum banka olsa da, bu işlemlerde şubelerin kullanihyor olması, her bir işlemin maliyetinin yüksek olmasına sebep oluyordu ve rekabetçi bir ortamda bankalar adına bir dezavantajdı. Elektronik bankacihk ortaya çıktığında bankalar maliyetleri düşüren bu fırsatı elbette ki kaçırmadılar. Bu trendle birlikte, Egg gibi şubesi olmayan bankalar da kendini göstermeye başladı. Bugün şu soruyu soralım kendimize: "Egg bankası bugün yaşamını sürdürüyor mu?" "Hayır". Çünkü sadece internet üzerinden hizmet veren bir bankanın varhğını sürdürmesi mümkün değil. Elektronik bankacihk, maliyetleri düşürmek adına gerçekten çokyeterli biralan; ödeme yapmakya da kişisel bilgilerimi değiştirmek gibi işlemler yapmak istiyorsam, sisteme giriş yapıyorum ve belki de şubeden işlem yapmaktan daha verimli bir şekilde istediğim işlemleri gerçekleştiriyorum. Elektronik ortamda ahşveriş yapmak gerçekten kolay ve bir çok avantaja sahip. Bununla birlikte bir çok insan ciddi işlemlerini internet üzerinden yapmak istemiyor. internet bankacıhğı başlamadan hemen önce, müşterilerin bankadan aldıkları ortalama hizmet sayısı 3,6 idi. Yani ben iyi bir müşteriysem, bankamın 3,6 çeşit ürününü kullanıyordum. Geçen beş yıl içinde, internet bankacıhğı rüzgarlarından sonra bu değer 2,4'e düştü. Bu, bankaların müşterilerini kaybettikleri anlamına geliyor. Bankalar, internet bankacılığı geldikten sonra müşterilerini göremediler, yüz yüze bağlantılarını yitirdiler, müşterilerinin nereye kaybolduğunu bulamadılar. Şu anda bir müşteriye bir bankacihk ürünü satmak için tek yer, banka şubesi. Bu değişebilir elbette ki; ama bana şu soruyu sorabilirsiniz: "Neden böyle oldu?" internet üzerinden yapılan işlemlerde maliyet oldukça düştü belki ama bankalar bugün 3,6'nın 2,4'e düşmesini de dikkate alıyorlar. Çünkü varolan müşterilerin bankayla olan irtibatlarının sürdürülmesi de oldukça önemli. internet bankacıhğı ile birlikte bankalar müşterilerini kaybettiler ve yeni müşteriler kazanamadılar.
Geçenlerde öğrendiğim kadarıyla, bir banka bir kafe ile anlaşmış; kafeye gelen banka müşterisi diz üstü bilgisayarını açarak kahvesini yudumlarken, kablosuz ortamda İnternette gezinebilir veya bankasının elektronik bankacihk hizmetine ulaşabilir duruma gelmiş. Böylece o kafede kahvesini içen ve diz üstü bilgisayara sahip bir insan, banka müşterisi olmasa dahi, o bankanın potansiyel müşterisi durumuna gelmiş oluyor. Bankanin bu kişinin bir işe sahip olup olmadığı ya da hedef müşteri kitlesi içinde olup olmadığını tespit etmesi ve gerekirse bu kişiyle iletişime geçmek için tekyapması gereken, kimliğini doğrulamak oluyor. Bunu da kablosuz bağlantı sayesinde kişinin IP numarasını kullanarak güvenli bir şekilde sağlıyorlar. Bundan sonra da şube aracılığıyla bu kişiyle temasa geçme yoluna başvuruyorlar. Çünkü zaten internet kullanabilen diz üstü bilgisayar sahibi bir insanı bankanıza bağlamak için kullanabileceginiz tek yöntem yüz yüze görüşmek. Özetle, internet sınırlı bir yol olduğundan dolayı, banka şubesi, ürününü satmak ve yeni müşteriler kazanmak zorunda olan bir banka için tek alternatif.
Teknolojik evrim kapsamında dile getirilen konulardan biri olan, e-para hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mike Jansen: e-Para, alışveriş yapmamızı sağladığı için çok iyi bir şey. Bir şey sormama izin verin: Arabama 10 bin dolar koymuş olduğumu farz edin. Dünya çapında seyahat ediyorum ve seyahat esnasında başıma bir şey geldi. Karım arabamda 10 bin dolar olduğunu nereden bilecek? Elektronik para bu tarz riskleri ve çalınma riskini ortadan kaldınyor. Bu parayı arabamda gezdiriyor olsam, her an korkuyla dolaşınm. Fakat param elektronik ortamda durduğunda, bu parayı istediğim zaman telefon, ATM ya da internet aracılığıyla kullanabiliyorsam, neden bu riskleri alayım ki?
Mike Jansen HP EMEA ve Rusya Finans Endüstrisi Direktörü Mike Jansen
HP ISE(International Sales Europe)'de Finansal Hizmetler Endüstrisi Satış Direktörü olarak görev yapan Mike Jansen, hızlı büyüme gösteren 100'den fazla ülkede sermaye piyasalan, bankacılık ve sigortacılık sektörlerine yönelik satis ve pazarlama faaliyetlerini yürütüyor. Lisans eğitimini teknik alanda yapan ve bunun ardından Güney Afrika'da MBA eğitimi alan Jansen, şu anki görevine getirilmeden once IBM ve TRW'de teknik ve idari kademede farklı görevlerde bulundu. BT sektöründe 26 yıllık iş deneyimi olan Mike Jansen, Orta ve Doğu Avrupa ve MEA Bölgesi'ni de içeren ISE'de çalışmalannı sürdürüyor.
Hewlett-Packard Company
1939 yilmda Amerika'da bir garajda kurulan Hewlett-Packard Company, bugün kişisel bilgi işlem ve erişim cihazlan, görüntüleme ve baskı çözümleri, bilgi teknolojileri alt yapısı ve iş çözümleri konusunda global hizmetler sunuyor. 11 Mayis 2002 tarihinde Compaq Computer Corp. ile birleşerek daha da güçlenen HP, 160'dan fazla ülkede 145 bini aşkın çalışanıyla, 2004yılında 80 milyar dolar ciro yapti. Merkezi Palo Alto, Kaliforniya'da bulunan şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO'luğunu Mark Hurd yürütüyor.
1989'da yüzde 100 Amerikan sermayesiyle kurulan HP Türkiye ise Istanbul, Ankara, Izmir, Adana, Trabzon'daki ofisleri ve yurdun dört bir yanında faaliyet gösteren yetkili servis merkezleriyle, ürün ve hizmetlerini turn Türkiye'ye iletiyor.
"BT entegrasyonu bankalara önemli bir katma değer sağlıyor"
HP EMEA ve Rusya Finans Endüstrisi Direktörü Mike Jansen, Active ACADEMY Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ARME Soruyor Toplantilan'nm Mayis aymdaki konuklarmdan biri oldu. Toplantida yeni nesil on ofis konsepti üzerinde duran Jansen, bireysel bankacılıkta yaşanacak trendler ve finans kurumlarimn BT altyapılarını kurarken nelere dikkat etmesi gerektiği hakkında değerlendirmelerde bulundu.
"Bankaların iş hayatındaki öncelikleri, müşterileriyle, ürünlerle ve iş süreçleriyle ilgili öncelikler olmak üzere, kısaca üç grupta toplanabilir. Ancak bunlann arasmdan en çok müşterilerle ilgili konulara önem veren bankalar, bir taraftan mevcut müşteri portföyünü korumaya çalışırken, diğer taraftan yeni müşteriler kazanmayı ve CRM uygulamalarim etkin bir şekilde yürütmeyi hedefliyorlar. HP bu noktada mevcut müşterilerin memnuniyetini artırıcı uygulamalar geliştirerek ve CRM uygulamalarına katkı sağlayarak, bankalara yardımcı oluyor.
Günümüzde finans piyasalarındaki şiddetli rekabet, finans kurumlarimn yeni iş modelleri geliştirmesini gerektiriyor. Bu yeni iş modelinde artik finans kurumlanmn, diğer kurumlarla iş birliklerine gitmesi eskiye nazaran daha çok önem kazanmış durumda. Bunun yam sira kurumlarda iş süreçlerinin standartlaştırılması da, yeni çevre koşullarında faaliyet gösteren firmalann rekabet gücü elde etmesinde belirleyici bir rol oynuyor.
Önde gelen araştırma şirketlerinden Data Monitor'ın 2004-2006 yılına ilişkin tahminleri, bankalar açısından yeni ürün geliştirilmesinin artıkyeterli olmadığını gösterirken, şubelerin etkin bir satış kanalı olarak kullanılması gerektiğini de ortaya koyuyor. Gelecek yıllarda bankalar arası rekabette en ön safta yer almaya devam edecek olan şubelerin, etkili bir satış silahı olacak şekilde optimize edilmesi gerekiyor. Data Monitor aynca müşteri ilişkilerini sağlamlaştırmak isteyen bankalann, CRM çalışmalanna daha fazla yatınm yapmasının önemine de dikkat çekiyor.
Entegrasyon önemli
İş süreçlerinde HP sistemlerinin kullanılması, bankalara önemli bir maliyet avantajı sağladığı gibi, işlemlerin daha etkin şekilde yapılmasına da yardımcı oluyor. Günümüzde dağıtım kanallannı etkin bir şekilde kullanamayan bankalann rekabet şansı azalıyor. Data Monitor'a göre, çeşitli dağıtım kanallannın entegre edilmesi, şubelerin etkinliğini artırmak için bir ön koşul olmaya devam ediyor. Bir bankanın ne kadar iyi ürünleri olursa olsun, dağıtım kanallan etkin çalışmıyorsa müşterilere ulaşması zorlaşıyor. HP olarak dağıtım kanallannın iyileştirilmesine ve çeşitli kanallann bütünleştirilmesine yardımcı olacak ürünler geliştiriyoruz. internet, telefon bankacılığı ATM, şube gibi çeşitli platformlann başanlı bir şekilde entegre edilmesine yönelik ürünlerimiz de bulunuyor.
Bankacılık sektöründe müşteri bilgilerinin gizliliğinin sağlanması hayati önem taşıdığından, bankalar, müşteri kaybetmemek amacıyla teknik altyapılannı geliştirmeye büyük önem veriyorlar. HP de çalışmalannda bankalann bu taleplerini devamlı olarak göz önünde tutuyor.
Artık şirketlerin daha açık organizasyon yapısına sahip olmalan gerekiyor. Bu yüzden bankalar is ortaklanyla daha sıkı iş birliği yapmalılar. Müşterilerin farklı ürünler için, farklı departmanlara gitmesi zaman kaybına, dolayısıyla verimsiz çalışmaya neden olduğu için, bankanın bütün ürün yelpazesine bir noktadan ulaşılabilmeli. Müşteri; şube, internet ya da telefon bankacılığı olmak üzere hangi kanalı kullanırsa kullansın, bütün ürünler kendisine sunulmalı. Nitekim bankalar, bütün işlemleri tek bir çatı altında sunabilecek yapıyı oluşturdukları zaman, çok daha güçlü hale geliyorlar.
Çoğu bankanın mevcut BT altyapısında, müşterilere hizmet sunulan şube, internet bankacılığı, ATM, müşteri ilişkileri ve interaktif sesli yanıt sistemi gibi birimlerin hepsinde farklı bir sistem kuruluyor. Bu sistemler merkezdeki ana bilgisayardaki çeşitli uygulamalardan faydalanıyorlar. Son derece karışık bir ağ mimarisi ortaya çıkıyor. Oysa bu veri kanallarının entegre edilmesi, bankalara önemli verimlilik avantajları sağlayabilir.
Arka ve ön ofis iş birliği
Arka ofisin etkin bir şekilde çalıştırılmasını sağlayacak tedbirleri alan bankalar rekabette ön plana çıkacak. Bugün birçok bankada her departmanın ayrı bir ön ofisi bulunuyor ve bu on ofisin arka ofisle sıkı bir iş birliği içinde çalışması gerekiyor. Bu nedenle bankacılık işlemleri daha karmaşık ve dikey bir örgütlenme şeması üzerinden yapılıyor. Organizasyon yapısının kompleks olması bankanın etkinliğini azaltıyor. Böyle bir yapı mainframe kullanımını da sınırlıyor. Yeni nesil bankalarda ise çeşitli departmanların ortaklaşa kullanacağı bir ağ üzerinden çalışacaktek bir ön ofis bulunması yeterli oluyor. Bu ön ofis, bütün bankacılık işlemlerini yürütebiliyor. Basit ve yeni durumlara kolayca uyarlanabilecek bir organizasyon yapısı banka için önemli avantajlar sağlıyor. Esnek ve bağımsız iş birimlerinin olması, bankanın etkinliğini artırıyor. Yeni nesil on ofis uygulaması bankaya, 7 gün 24 saat satış yapma ve müşteri desteği sağlama imkânı veriyor. Yeni organizasyon yapısında görevler ve sorumluluklar da açıkça belirleniyor.
Gelecekte B2B hizmet sunumu önem taşıyacağı için, bankanın tek bir dağıtım kanalına odaklanmaması gerekiyor. Geleceğin bankaları, müşterilere sadece şubelerini kullanarak ulaşmayacaklar. Postaneler, sigorta acenteleri, yatırım danışmanları, finansal planlamacılar ve perakendeciler de bankalann yeni dağıtım kanalları arasında yerini alacak. Dinamik B2B ağı sayesinde bankalar bu farklı kanallan etkin birşekilde kullanarak, müşterilere çeşitli hizmetler sunabilirler. Kanallann entegrasyonu, daha çevik bir kurum yapısına ulaşmayı sağlayabilir.
Bankalann BT altyapilanni yeni nesil ön ofisi destekleyecek şekilde yenilemeleri gerekiyor. Yeni BT altyapısında e-bankacılık uygulamalan büyük önem taşıyor. "On demand services" sayesinde çeşitli dağıtım kanallannı entegre etmek mümkün oluyor. HP olarak, iş ortağımız Microsoft'la birlikte, yeni nesil ön ofise geçiş için değişik çözüm yolları arasından en uygun çözüm olarak, mevcut teknolojilerin, kullanıcı arabirimlerinin, uygulama ve veri sistemlerinin entegre edilmesini öneriyoruz.
Çeşitli kanallann entegre edilmesi, bankalann açıkfinans konseptini uygulamaya koymalanna olanak sağlıyor. Açık finans konsepti, ön ofisin etkinliğini arka ofise göre daha fazla artınyor. Çeşitli kanallann entegre edilmesinin diğer bir faydası da sürekli ve gerçek zamanlı olarak müşterilerin görüşünün alınması. Aynca entegrasyon yeni ürünlerin piyasaya sürülmesini kolaylaştınyor. Her kanal için aynı uygulamalann kullanılması, belli bir maliyet getiriyor. Fakat entegrasyonla birlikte bütün kanallarda ortak uygulamalar kullanılması mümkün olacağından, önemli bir maliyet avantajı sağlanıyor.
Çok sayıda kanalın entegre edilmesi, bankalara teknolojik açıdan önemli faydalar getiriyor. Entegrasyon, iş süreçlerinin ve müşteri davranışlannın takip edilmesini mümkün kılıyor. Önceden tanımlanmış uyarlamalarla, uygulamalann birbiriyle entegre edilmesi basitleştiriliyor. HP de kurumlara daha fazla çeviklikve uygulamalann ölçülebilirliğini sağlamalannda yardımcı oluyor. Yeni nesil ön ofis iş süreçlerinde müşteri odaklı uygulamalar geliştirme konusuna büyük önem veren HP, aynca çeşitli kanallann entegre edilmesine olanak sağlayacak sistem altyapısını kurmak suretiyle de bankalara yardımcı oluyor.
Mike Jansen konuşmasının ardından Active ACADEMY tarafından kendisine yöneltilen sorulan yanıtladı.
Türk bankacılık sektörü, 2000-2001 yılları arasında yaşanan krizlerin ardından uygulamaya konan ekonomik programla yeniden yapılandırıldı. Sektörde atılan adımları ve sektörün mevcut konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mike Jansen: Öncelikle Türkiye'deki krizler bize, hükümetlerin yeterli seviyede düzenleme yapmadıklannı ve yerel oyunculann bankacılık yapacaklan sağlıklı bir ortam oluşturmadıklannı gösterdi. Bugün bile bu iki eksikliğin piyasadan tamamıyla kaybolmuş olduğunu söyleyemeyiz. Sermaye yeterliliğiyle ilgili düzenleme getirilmiş olsa da, idari modelle ilgili olarak hâlâ giderilmesi gereken bazı eksiklikler var. Bu eksiklikler giderilip, piyasa şartlan tutarlı bir hale getirildikten sonra, bankalann yeni ürün arz etme yeteneği artacaktır.
Bankacılık sektörünün gelişme göstermesi, ekonomik büyümeye bağımlı. Ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için ise yabancı sermayenin ülkeye giriş yapması ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu yabancı sermayeyi küçük krediler yoluyla temin edebilecek duruma getirilmesi gerekir. Bunlar da ekonomiye belirgin bir büyüme getirir.
Bir ülkede var olan kaynaklan; kayıt altına alınabilir ve yatırım yapmakta kullanılabilecek varlıklar olarak tanımlıyoruz. Kayıt altındaki varlıklann artması finans sektöründeki büyümeyi tetikler. Türkiye'deki küçük ve orta ölçekli işletmelere baktığımızda, bu kurumlara doğru bir sermaye akışı olduğunu görüyoruz. Bundan sonra üzerinde durulacak nokta, bu artan varlıklann mortgage ve tarım sektörüne nasıl yansıtılacağı olacak. Çünkü bu alanlarda ürünler oluşturulmaya başlandığında, finans sektörünün hacmi altı ay içinde üç katına çıkacak.
Sizce Tiirkiye'deki bankalann, bulunduğu bölge koşullarında, nasıl bir bireysel bankacılık stratejisi oluşturması gerekir? Bu stratejiyi belirleyecek temel unsurlar nelerdir?
Mike Jansen: Bana gore bankacihk stratejisi, hedef piyasayı nasıl gördüğünüzle birebir ilişkili. Örneğin, Ziraat Bankası'nın stratejisi elbette ki, Garanti Bankasi, Oyak Bankya da Akbank'tan farklı olacaktır. Emeklilik ödemeleri bugün Ziraat Bankasi üzerinden gerçekleştiriliyor. Eğer hükümet, emeklilik ödemeleri için diğer bankalara da bir şans tanır ve maliyete yönelik getiri, ulaştırma, dolandıncılığa karşı güvenlik konulannda hangi banka daha iyi şartlar sunuyorsa o bankayla çalışmaya karar vereceğini açıklarsa, eminim ki Ziraat Bankası'nın bankacihk stratejisi değişecektir. Dolayısıyla hedef piyasanız çok önemli. Çünkü ancak hedef piyasanızı gördükten sonra, hangi ürünleri sunmanız gerektiği netlik kazanıyor. Mesela emeklilik ödemeleri konusunda sistemin elektronikleşmesi değil, güvenlik konusu ön plana çıkıyor. Dolayısıyla Ziraat Bankası'ndan da bu konuda en sofistike elektronik sistemi sunmasını bekleyemezsiniz fakat gelen kişinin kimliğinin güvenli bir şekilde doğrulanması açısından en yeterli sisteme sahip olduklannı düşünebilirsiniz. Bankalann stratejisini etkileyen en temel faktör, hedef piyasanın kimlerden oluştuğu ve hangi ürünlere ihtiyaç olduğu konulannda karşımıza çıkıyor.
Türkiye, ATM'lerin yaygınlığı açısından 90'lann sonu, 2000'lerin başında oldukça ileri seviyedeydi. Hemen hemen her bankanın yaklaşık 500-800 arasında değişen ATM'si vardı. ATM'ler bankacihk ürünlerinin kullanılması açısından en etkin noktalan temsil ediyordu. Bireysel bankacihk piyasasına ulaşmak için gerekli donanım anlamında Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkelerden çok daha iyi bir organizasyon alt yapısına sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu açıdan, Türkiye'de bireysel bankacihk gözle görülür bir gelişme gösterdi; yolda yürürken yan yana on tane banka şubesine rastlayabiliyorsunuz. Peki o zaman dilimi içerisinde sistemi bu şekilde devam ettirmek kârlı mıydı? Türkiye'de bireysel bankacihk sektörü çok hassas. Bu hassasiyet, bankalann piyasa odaklı stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Şu anki safhada bankalar arası birleşmeler gerçekleşiyor ve bir çok banka yeni yapı maliyetlerinden ötürü bazı şubelerini satışa çıkardı. Bugüne kadar leasing ürünleri, mortgage, otomobil kredileri ve şirketlere yönelik krediler, yeterli oranlara ulaşamadı. Dolayısıyla bundan sonra bu ürünlerin yaygınlaşması safhası başlayacak. Her bankanın farklı alanlarda krediler sağlamak yolunda özelleşmesini bekliyorum.
Bankalar, paranın elektronik ortamda kullanılmasını teşvik etmek istiyorlar. Çünkü bankalann binalannda dağıtılmayı bekleyen nakit para, elektronik ortamda işlem görse, banka adına yeni yatınmlar yapmak için muazzam bir kaynak olabilecek. Aynca nakitle yapılan işlemler pahalıya mal oluyor; müşterilerin işlemlerini nakit parayla bankaya gelerek yapıyor olması, güvenlik ve ulaşım gibi maliyetleri beraberinde getiren bir unsur. Bundan dolayı, bireysel bankacihk sistemi, turn toplumu elektronik bankacihk hizmetleriyle tanıştırmak zorunda. Bireysel bankacihk sektörü, değişikliklere karşı çokduyarlı. Bu doğrultuda HP olarak, piyasaya yeni kredi ürünlerinin getirilmesinin ve nakit gerektiren ödeme sistemlerinin diğer alternatif sistemlere dönüştürülmesinin, önümüzdeki yıl içinde tamamıyla gerçekleşeceğini öngörüyoruz.
Basel Il'ye geçiş sürecine ilişkin hazırlıklar sürerken, sizce bankacihk sektörü bundan nasıl etkilenecek?
Mike Jansen: Basel II, iki temel yapıdan oluşuyor. Birincisi kredi riski, ikincisi operasyonel risk. Kredi riski kısmında kısa vadeli kredilerin yönetilmesi gündeme geliyor. 2001'deki krizi doğuran etmenlerden biri, hükümet tarafından yapılan düzenlemelerin yetersizliğiydi. Bunun nedeni de bu düzenlemelerin, piyasadaki kredi talebinin risk açısından değerlendirilmemesiydi. 2002'den bu yana bu alanda ciddi ilerlemeler kaydedildi. Kredi riski yönetimi ile uğraşan kurumlar, edinebildikleri bütün verilere ihtiyaç duyuyorlar. HP de bir BT şirketi olarak, verileri kullanılabilir hale getirecek teknolojiler üzerine çahşıyor. Bu, son beş yıl içinde değişik kurumlar aracıhğıyla yapılmış olan turn transfer işlemlerinin birleştirilmesi demek. Basel II kurumlara yapılan transfer işlemlerini kaydederken kullanmalan gereken bazı standartlar getiriyor, böylece bütün kurumlardaki verilerin entegrasyonu mümkün hale gelebilecek.
Basel H'nin operasyonel risk ile ilgili olan kismi, bilgilerin ne kadar güvenilir yollarla işlendiği ve saklandığı ile ilgili. Örneğin bankacılık hizmeti bilgi üzerine dayalı bir ürün. Hesabınızdan para çektiğinizde bile, bu bilgi önce sizin hesabınıza işleniyor, sonra ilgili olan diğer hesaplara. Yaptığınız en küçük işlemin bile bilgisinin saklamyor olmasmin gerekliliği, bankacılık hizmetini bilgi yönetimine bağımlı hale getiriyor. Bu da, bilgilerin 24 saat boyunca ve etkin bir şekilde işlenebilmesini ve korunmasını gerekli kılıyor. Banka merkezi ve turn şubeler çapında bu süreçlerin gerçekleştiriliyor ve takip edilebiliyor olması için gerekli olan ağ yapısının sağlanmasında ise BT kurumlan devreye giriyor. Bankalar bir yandan kredi riski ile ilgili düzenlemeler üzerinde çalışırken diğer yandan operasyonel süreçlerini de Basel H'ye uyumlu hale getirmeye çalışıyorlar. Bir kullanicmin, kimliğini doğrulamak kaydıyla ATM, internet, şube veya telefon aracılığıyla istediği işlemi gerçekleştirebiliyor olması, bu yollann güvenliğinde hiçbir açığa taviz verilmemesi anlamına geliyor.
Deutsche Bank raporuna baktığımızda, bu konuda tam bir değerlendirme yapmak için bankanın büyüklüğü, yatırım portföyü ve hedef piyasasının nerede olduğunu göz önünde bulundurmamız gerektiğini görüyoruz. Deutsche Bank'ın yatınm portföyünde var olan DaimlerChrysler ve BMW gibi kurumsal müşteriler, bankanın fon alıp satma işlemlerinde önemli paya sahip. Dolayısıyla Deutsche Bank yetkilileri fon alıp satma işlemlerinde kullanmak üzere, dünya genelindeki bu tarz büyük kurumlardan daha fazla fon sağlama çabası içindeler. Dolayısıyla yatırım ve hisse senedi yönetimi bankanın hazinesinde öne çıkan önemli ürünler oluyor. Turk bankacılık sektöründe ise bu alandaki durum daha farklı. Bununla birlikte, Deutsche Bank da Türkiye'deki bankalar gibi bireysel bankacılık yönünde kendisini geliştirmeye çalışıyor. Bunun için, hem şubelerdeki alt yapısını genişletmek konusunda, hem de müşterilerle daha iyi iletişime geçebilmek konusunda çalışmalaryapıyor. Bu açıdan bakılacak olursa, Deutsche Bank'ın faaliyette olduğu elektronik bankacihk, telefon bankacılığı, bireysel bankacihk ve müşteriye ulaşma yöntemlerini artırmak konusunda, Türkiye'deki bankalara örnek teşkil edebilir kanaatindeyim.
Bir bankanm fon ahp satma işlemlerini dünya genelinde etkin bir hale getirebilmesi için dünyadaki gelişmeler hakkında günlük bilgiler almak zorunda. Bu da dünyanın değişik bölgelerindeki bilgilerin ortak birağda birleştirilmesini gerekli kılıyor. HP de bu konuda bankalara en uygun hizmeti sağlıyor. Tam bu sebepten dolayi Citibank, HP ile çalışmayı seçti.
Yatırım bankacılığı için izlenmesi gereken stratejilerin bileşenleri nelerdir?
Mike Jansen: Yatinm bankacılığı, bankalara hem müşteriye en yakm olabilecekleri, hem de ürün geliştirirken doldurabilecekleri boş bir alanı teşkil ediyor. İsviçre'de bazı yatinm bankalan var ki, hiç kendi ürünleri yok. Bunlar başka bankalan anyorlar ve "Yatinm yapmak için kullanılmak üzere 5 milyon İsviçre Frangım var, bana teklifin nedir?" diye soruyorlar. Dolayısıyla bankanm "görünen yüzünde" tuttuğu ürünlerönem arz ediyor. Bunun ardından müşteri açısından banka değerlendirilirken, eldeki miktann ne kadannın bankaya yatınlacağı, bankanm ürünleri yönetme kabiliyeti, ne kadar ürüne sahip olduğu değerlendiriliyor. Banka açısından ise, "sunduğum ürünler neler", "bunlan nasıl kullanıyorum" ve "sunduğum getiri oranı ne" sorulannın cevaplannın bir araya getirilmesi gerekiyor.
Bankacılıkta yeni jenerasyon ön ofis konsepti yatınm bankacılığı ve elektronik bankacihk tarafından şekillendirilecek. Yatınm bankasının ön yüzü ile arka yüzünün birbirinden bir şekilde ayn tutulması gerekiyor. Mesela ben ileri teknoloji kullanan bir danışman olarak, yüksek teknolojili cihazımı alıyorum, sisteme giriş yapıyorum, piyasa ile ilgili turn gelişmeleri haber ajanslanndan ediniyorum ve daha sonra sizin portföyünüze bakıp size öneriler getiriyorum: "Bu portföyünüz yüksek risk taşıyor, bunu düzenlemeniz lazım; şu şekilde bir portföy hazırlamanızı öneririm" gibi. Bu tarz bir çalışma için, ön tarafla arka tarafı birbirinden ayırmak uygun bir yöntemdir. İsviçre, Avusturya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde bu metot yaygin olarak kullanihyor.
Polonya, Romanya, Macaristan'daki bir çok banka bireysel bankacılık dünyasında ilerlerken ortak bir portala ihtiyaç duydular. Bunun arkasmdan da doğal olarak elektronik bankacihk geldi. Elektronik bankacihk uygulaması şube uygulamasından oldukça farklıydı; şube bankacılığında bankacihk hizmeti alan bir kişi yaptırdığı işleme dair monitörden hiçbir şey göremezken, elektronik bankacıhkta yaptığı her şey, girdiği tüm bilgiler kişinin gözünün önünde idi. Dolayısıyla şube bankacılığında bu iki iş yapış şeklini bir araya getiren yeni bir yaklaşım gerekecek. Önce yatırım bankacıhğı gelişecek, bunun akabinde portal bankacılığı ve elektronik bankacihk, sonrasında da şube bankacıhğının yeni şekli.
Bunlann yanında bankalar arası projeler geliştirilirken hangi teknoloji altyapısının kullanıldığı da önem arz eden bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. ".Net" platformu ile "Java" platformu bugünlerde öne çıkan altyapılar. Bankalann kullandığı altyapılann farklı olması durumunda ortak bir proje için çahşacak bankalar arasında uyumsuzluk oluşması ihtimali söz konusu. Hangisinin yakın gelecekte varhğını sürdüreceğini bilmemekle birlikte, biz, kendi iş yapış şeklimizi bu iki platforma da uygun halde devam ettiriyorve bankalara buna göre hizmet veriyoruz.
Kısa bir süre önce teknolojideki değişimin sağladığı fırsatlarla birlikte banka şubelerinin tamamen kapanacağına dair iddialar ortaya atıldı. Ancak bugün sunumunuzda da gördüğümüz gibi, şubeler bankacılığın temel yapısını oluşturuyor. Bu nedenle, kapatılması pek mümkün görünmüyor. Bu konudaki görüşleriniz nedir?
Mike Jansen: Biraz geçmişe gidecek olursak; 60-70'lerde anne-babalanmız sabahlan kalkınca banka şubesine uğrayıp, kısa bir sohbet yaptıktan sonra işlerine gidiyorlardı. 80'lerin sonu 90'lann başına kadar şubeler, bankalar için en büyük masraf kalemiydi fakat müşteriyle irtibata geçmek için tek yoldu. Ahm-satım döngüsünde en sofistike kurum banka olsa da, bu işlemlerde şubelerin kullanihyor olması, her bir işlemin maliyetinin yüksek olmasına sebep oluyordu ve rekabetçi bir ortamda bankalar adına bir dezavantajdı. Elektronik bankacihk ortaya çıktığında bankalar maliyetleri düşüren bu fırsatı elbette ki kaçırmadılar. Bu trendle birlikte, Egg gibi şubesi olmayan bankalar da kendini göstermeye başladı. Bugün şu soruyu soralım kendimize: "Egg bankası bugün yaşamını sürdürüyor mu?" "Hayır". Çünkü sadece internet üzerinden hizmet veren bir bankanın varhğını sürdürmesi mümkün değil. Elektronik bankacihk, maliyetleri düşürmek adına gerçekten çokyeterli biralan; ödeme yapmakya da kişisel bilgilerimi değiştirmek gibi işlemler yapmak istiyorsam, sisteme giriş yapıyorum ve belki de şubeden işlem yapmaktan daha verimli bir şekilde istediğim işlemleri gerçekleştiriyorum. Elektronik ortamda ahşveriş yapmak gerçekten kolay ve bir çok avantaja sahip. Bununla birlikte bir çok insan ciddi işlemlerini internet üzerinden yapmak istemiyor. internet bankacıhğı başlamadan hemen önce, müşterilerin bankadan aldıkları ortalama hizmet sayısı 3,6 idi. Yani ben iyi bir müşteriysem, bankamın 3,6 çeşit ürününü kullanıyordum. Geçen beş yıl içinde, internet bankacıhğı rüzgarlarından sonra bu değer 2,4'e düştü. Bu, bankaların müşterilerini kaybettikleri anlamına geliyor. Bankalar, internet bankacılığı geldikten sonra müşterilerini göremediler, yüz yüze bağlantılarını yitirdiler, müşterilerinin nereye kaybolduğunu bulamadılar. Şu anda bir müşteriye bir bankacihk ürünü satmak için tek yer, banka şubesi. Bu değişebilir elbette ki; ama bana şu soruyu sorabilirsiniz: "Neden böyle oldu?" internet üzerinden yapılan işlemlerde maliyet oldukça düştü belki ama bankalar bugün 3,6'nın 2,4'e düşmesini de dikkate alıyorlar. Çünkü varolan müşterilerin bankayla olan irtibatlarının sürdürülmesi de oldukça önemli. internet bankacıhğı ile birlikte bankalar müşterilerini kaybettiler ve yeni müşteriler kazanamadılar.
Geçenlerde öğrendiğim kadarıyla, bir banka bir kafe ile anlaşmış; kafeye gelen banka müşterisi diz üstü bilgisayarını açarak kahvesini yudumlarken, kablosuz ortamda İnternette gezinebilir veya bankasının elektronik bankacihk hizmetine ulaşabilir duruma gelmiş. Böylece o kafede kahvesini içen ve diz üstü bilgisayara sahip bir insan, banka müşterisi olmasa dahi, o bankanın potansiyel müşterisi durumuna gelmiş oluyor. Bankanin bu kişinin bir işe sahip olup olmadığı ya da hedef müşteri kitlesi içinde olup olmadığını tespit etmesi ve gerekirse bu kişiyle iletişime geçmek için tekyapması gereken, kimliğini doğrulamak oluyor. Bunu da kablosuz bağlantı sayesinde kişinin IP numarasını kullanarak güvenli bir şekilde sağlıyorlar. Bundan sonra da şube aracılığıyla bu kişiyle temasa geçme yoluna başvuruyorlar. Çünkü zaten internet kullanabilen diz üstü bilgisayar sahibi bir insanı bankanıza bağlamak için kullanabileceginiz tek yöntem yüz yüze görüşmek. Özetle, internet sınırlı bir yol olduğundan dolayı, banka şubesi, ürününü satmak ve yeni müşteriler kazanmak zorunda olan bir banka için tek alternatif.
Teknolojik evrim kapsamında dile getirilen konulardan biri olan, e-para hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mike Jansen: e-Para, alışveriş yapmamızı sağladığı için çok iyi bir şey. Bir şey sormama izin verin: Arabama 10 bin dolar koymuş olduğumu farz edin. Dünya çapında seyahat ediyorum ve seyahat esnasında başıma bir şey geldi. Karım arabamda 10 bin dolar olduğunu nereden bilecek? Elektronik para bu tarz riskleri ve çalınma riskini ortadan kaldınyor. Bu parayı arabamda gezdiriyor olsam, her an korkuyla dolaşınm. Fakat param elektronik ortamda durduğunda, bu parayı istediğim zaman telefon, ATM ya da internet aracılığıyla kullanabiliyorsam, neden bu riskleri alayım ki?





