Saturday, December 24, 2005

AÇIK EKONOMİLERDE MAKRO EKONOMİK DENGE

GİRİŞ
Ekonominin dışa, uluslararası ticaret ve ödeme akımlarına açık olması beraberinde, dışa kapalı bir ekonomiye göre farklı sorunları getirmektedir. Açık bir ekonomide makro ekonomik politikalar uygulanmasıyla açık ekonominin neden olduğu sorunları çözerek iç denge ile dış dengenin kurulmasını sağlamak amaçlanmaktadır. İç denge, yeterince düşük enflasyon ve işsizlik oranları içinde ekonominin düzenli biçimde büyümesi olarak tanımlanabilir. Dış denge ise dış ödemeler bilançosunda bir açık veya fazlanın önlenmesini ya da dışarıdan sağlanan gelirin dışarıya yapılan ödemelere eşitlenmesini ifade etmektedir.
Ekonomilerin açık bir ekonomide hem iç hem de dış dengelerinin sağlanması pratikte oldukça zordur. Bu nedenle ekonomi politikalarının etkinleştirilmesi gerekmektedir. Bu konuya bazı modeller kurulması yoluyla çözüm getirilmeye çalışılmaktadır. Dışa açık bir ekonomide sermaye hareketlerini ele alarak yapılan Mundell Fleming modeli bunlar arasında sayılabilir.
Hazırlanan çalışma dört bölüm üzerine inşa edilmiştir. Birinci bölümde açık ekonomi kavramı incelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde açık bir ekonomide mal ve para piyasalarında dengenin sağlanmasıyla oluşan iç denge ile dış ticaret bilançosu ve sermaye bilançosunun denkleşmesi ile oluşan dış dengenin eşanlı olarak kurulmasını ifade eden genel konomik dengenin oluşumu açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, açık ekonomilerde dengenin sağlanması için gerekli olan politikalara sermaye akımlarının etkileri incelenmiş ve açık ekonomilerde para ve maliye politikalarının etkinliği ile ilgili modellere yer verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, küreselleşen dünyada ülkelerin uyguladıkları politikaların birbirini etkilemesinden yola çıkan uluslararası politika koordinasyonu anlatılmaktadır.
1. AÇIK EKONOMİ KAVRAMI
Yüksek gümrük tarifeleri, kota uygulamamaları ve döviz kontrolleri kapalı bir ekonominin göstergeleridir. Yerli kamu ve özel üreticilerin ürünleri çoğunlukla istihdam kaygısıyla uzun yıllar koruma altına alınır. İthalatı, dolayısıyla ihracatı ve iç talebi kısıtlayıcı bu önlemler ekonomilerin büyümesini engellemektedir. Ülke ekonomisini dışa açmak iç üretimi dış dünya ile rekabet etmesini sağlamaktadır ve etkinliği artırmaktadır. Bu ülkeler daha hızlı büyür (ihracata yönelik büyüme, örneğin G. Kore). Bu ticaret serbestleşmesi aşamasıdır. Arkasından finansal liberalizasyon aşaması gelmektedir. Pratikte bir ekonomi niye finansal olarak dışa açılmaktadır? Politikacıların beklediği sermaye girişlerinin geçici olarak ödemeler dengesi problemlerini giderecek olmasıdır. Ancak, orta ve uzun vadede bu girişler yada akışlar problemin çözümü değildir. Açık ekonomi kavramlarını incelemek için bazı kategoriler tanımlanmaktadır. Bunlar, harcamaları değiştiren (azaltan) politikalar, ekonomik faaliyeti doğrudan etkileyen mali ve parasal politikalardır. Bu politikalar aynı zamanda istikrar politikası araçları olmakla birlikte, tüketimi uzun süre kısmak mümkün değildir.
Harcamaları değiştiren politikalar; Ticaret ve döviz kuru politikaları gibi üretimin, harcamanın ve döviz akışlarının bileşimini değiştiren politikalardır. Her ikisinde de amaç cari dengeyi eksiden artıya geçirmektir.
Finansal politikalar; Sermaye akımları, borç yönetimi ve bir ülkenin net dış varlıkları ile ilgili politikalardır.
Ödemeler dengesi denkliğinden çıkan sonuç, cari dengenin üç yüzünün olduğudur. Bunlar:
1. Bir ülkenin gelirinin harcamalarına (tasarrufun yatırımına) olan fazlası (eksiği),
2. Bir ülkenin (mal ve hizmet) ihracatının ithalatına olan fazları (eksiği),
3. Bir ülkenin net dış varlıklarındaki değişme.
Eğer, gelir gideri aşıyorsa net döviz girişi vardır, bu durumda cari denge fazla vermektedir. Tersi durumunda döviz çıkışı yaşanacak cari denge eksiye geçecektir. Cari denge fazlası olması durumunda ya yurt içi döviz rezervleri artar, ya dışarıya borç verilir ya da dışarıya yatırım yapılır. Eğer cari denge ekside ise, ya rezervler azalacaktır, ya da yurt dışı kaynaklardan bu açık finanse edilecektir. 1990’ların sonunda gelişen ülkelerdeki açığı finanse eden yabancı para, daha çok sıcak par olarak bilinen, kısa vadeli spekülatif sermayedir.
Herhangi bir ekonomi biri ticaret, diğeri finansman olmak üzere iki büyük kanal aracılığıyla dünya ekonomisine bağlıdır. Ticari bağlantı, bir ülke üretiminin bir bölümünün yabancı ülkelere ihraç edilmesiyle ve yabancı ülkelerde üretilen yabancı malların o ülkede tüketilmesi ve yatırılmasıyla yada ithal edilmesiyle oluşur. Finansman alanında da hane halkları bankalar ve işletmelerden oluşan ülke bireyleri kendi ülkelerinin hazine bonoları yada işletme tahvillerini tutabilecekleri gibi yabancı ülkelerin aktiflerine de sahip olarak ikinci bağlantıyı gerçekleştirebilmektedir.
Bir ekonomide iç denge tam istihdam koşulunda toplam arz ve talep dengesinin sağlanması anlamına gelir. Bu koşulun sağ¬lanamaması enflasyonist veya deflasyonist açıkların oluşarak den¬genin bozulmasını sonuçlandırır. Dış denge ise cari hesap den¬gesinin net sermaye ihracına eşit olması anlamında kullanılır. Bir ekonomiye ait iki ana amacın böylece tanımlanması, amaçlara erişmek için araçların seçimi, amaçlar ve araçların birbiri ile çe¬lişip çelişmediği, araçların amaçları gerçekleştirmedeki başarısı¬nın, yani etkinliklerinin hangi koşullarda artacağı tartışmalarına yön vermiştir. Tinbergen’in amaç sayısına göre araç önerisi ile yola çıkan iktisatçılar, dış dengenin kur değişmeleri ile sağ¬lanmasının, gelir değişmeleri yaratan para, maliye ve ticaret po¬litikası gibi araçların sadece iç dengeyi sağlamaya tahsis edilme¬sine olanak vereceğini iddia etmektedirler. Böylece iç politika araç¬larının dış denge kaygılarından soyutlanmasının, bunların iç den¬geyi sağlamadaki etkinliklerini arttıracağı görüşü savunulmak¬tır.
Kapalı ekonomide nominal para stoku, para otoritelerinin kontrolü altındadır. Açık ekonomilerde eğer döviz kurları sabitse, para stokunun kontrolü zorlaşmaktadır. Uluslararası rezerv hareketleri, para otoritelerinin para stokunu bağımsız biçimde kontrol güçlerini ortadan kaldırmaktadır. Para stokunun yurtiçi bölümünün kontrolü, doğrudan doğruya ödemeler dengesini ve rezerv hareketlerini etkilemektedir. Açık ekonomide döviz kurları sabitse para stokundaki artış ödemeler dengesinde açık yoluyla rezervleri eritecek ve arz fazlası ortadan kalkacaktır. Tersi durumda ödemeler dengesi fazlalığı nedeni ile rezerv birikimi yolu ile para stokundaki arz eksikliği veya talep fazlası ortadan kalkacaktır.
2. AÇIK BİR EKONOMİDE MAKRO EKONOMİK DENGELER
2. AÇIK BİR EKONOMİDE MAKRO EKONOMİK DENGELER
2.1. İç Ekonomik Denge
2.1.1. Mal Piyasasında Denge (IS Eğrisi)
2.1.2. Para Piyasasında Denge ( LM Eğrisi)
2.1.3. Mal ve Para Piyasalarında Birlikte Denge
2.2.Dış Ekonomik Denge
2.2.1. Dış Ticaret Dengesi
2.2.2. Sermaye Bilançosu
2.2.3. Dış Dengenin Sağlanması (ÖB Doğrusu)
2.3. İç ve Dış Dengenin Birlikte Sağlanması

2.1. İç Ekonomik Denge
İç denge konusunda ekonomistlerin genel eğilimi fiyatlar genel seviyesinde makul bir artışın yaratılarak, istihdamı ve üretimi bu yolla teşvik etmek yönündedir. Bir ülkede iç istikrarın sağlanabilmesi o ülkede fiyatlar genel seviyesinin istikrarlı bir seyir takip etmesine ve üretim kapasitesinin tam olarak kullanılmasına diğer bir ifadeyle tam istihdam düzeyine bağlıdır.
İç ekonomik dengenin sağlanmasının koşulu mal ve para piyasalarında dengenin eşanlı olarak gerçekleşmesidir. Bunun için burada denge reel gelir seviyesinin faiz haddi ile birlikte nasıl teşekkül edeceği Hicks ve Hansen tarafından geliştirilen IS ve LM eğrileri yardımıyla gösterilmektedir.
İktisatçıların tahminlerini dayandırdıkları ve en çok kullanılan modellerden birisi olan 1937 yılında Sir John Hicks tarafından geliştirilmiş IS-LM modelidir. Bu model ekonomide gerçekleştirilen toplam üretimin (gelirin) ve faiz oranının nasıl belirlendiğini, fiyatlar genel düzeyinin sabit kaldığı varsayımı altında incelemektedir.
2.1.1. Mal Piyasasında Denge (IS Eğrisi)
IS kısaltması şeklindeki ifade bu eğri üzerindeki her noktada yatırım (I) ve tasarruf (S) eşitliği varolduğu için kullanılmaktadır. IS eğrisi mal hizmet piyasasında Yatırım-Tasarruf eşitliğinin sağlandığı faiz oranları ve denge gelir seviyelerini birleştiren noktaların geometrik yeridir.
Mal piyasasında denge, toplam mal ve hizmetler üretiminin (ulusal hasıla) planlanan harcamalar toplamına (toplam talep) eşitlenmesiyle sağlanır. Bu koşul ise harcama akımından ayrılan toplam sızıntıların, harcamalara yapılan toplam katılımlara eşitlenmesini gerektirir. Eğer kamu kesimi(hükümet harcamaları ve vergileri) analiz dışı bırakılırsa, sızıntılar tasarruflarla (S) ithalattan (M) oluşur. Tasarruf ve ithalat mili gelirin pozitif birer fonksiyonudur. Katılımlar ise yatırım harcamaları (I) ile ihracatı (X) kapsar. Yatırımlar ülkedeki faiz oranın (i) azalan bir fonksiyonu (uyarılmış yatırımlar), ihracat da karşı ülkelerin milli gelirinin artan bir fonksiyonudur. Dolayısıyla her ikisi de ele aldığımız ülkenin milli gelirinden bağımsız durumdadır. Buna göre milli gelir denge koşulu:
S(Y) + M(Y) = I(i) + X olacaktır.
S(Y) tasarruf fonksiyonu, M(Y) ithalat fonksiyonu ve I(i) yatırım fonksiyonudur. Birincisi tasarrufun milli gelire, ikincisi ithalatın milli gelire, üçüncüsü de yatırımların faiz oranına bağlılığını ifade eder. Toplam sızıntıların toplam katılımlara eşitlenmesiyle, toplam harcamalarda toplam üretim düzeyine ulaşmış, yani milli gelir dengesi sağlanmış olacaktır.

Grafikte ilk durumda faiz oranı i0’ iken yatırım harcamalarının I0 ve ihracat hacminin X0 olduğunu kabul edelim. Bu faktörler milli gelirden bağımsız oldukları için yatay eksene çizilen paralel doğrularla temsil edilirler. İkisinin dikey toplamından oluşan I0(i0 ) + X0 doğrusu, toplam katılımları gösterir. Gerek tasarruflar gerekse ithalat milli gelirin artan fonksiyonları olduklarından bunların toplamından oluşan S(Y) + M(Y) toplam sızıntı doğrusuda pozitif eğimli olacaktır. Milli gelir veya mal piyasası dengesi bu iki doğrunun kesiştiği E0 noktasına rastlayan Y0 milli gelir düzeyinde gerçekleşir. Alttaki grafik üstteki grafiğin izdüşümüdür. Aradaki fark dikey eksenin faiz oranlarını göstermesidir. İlk durumdaki İ0 faiz oranı bu grafik üzerinde gösterilirse, buna karşılık gelen gelir Y0 olmaktadır. Böylece mal piyasasında denge sağlayan bir faiz oranı ve gelir düzeyi bileşimi elde edilir. Bu bileşimi temsil eden nokta E0’dır. İkinci olarak faiz oranının i1 biçiminde daha düşük bir düzeye indiğini varsayalım. Faiz oranının düşmesi, yatırım hacmindeki genişlemeden sonra toplam katılım doğrusu I1(i1)+X0 gibi daha yüksek bir düzeye çıksın. Milli gelir yeni denge noktası E1 olacak, yeni denge gelir düzeyi Y1’e yükselecektir. Mal piyasasında dengeyi sağlayan i1 faiz oranı ve Y1 gelir düzeyi alt grafikte E1 noktası ile gösterilmiştir. Üçüncü durumda faiz oranının i2 gibi bir düzeye çıktığını varsayarsak mal piyasasında yeni denge noktası E2 olacaktır. Bu da alt grafikte i2 ve Y2 bileşimlerini gösterir. Kısaca E0 , E1 , E2 gibi noktalar alttaki grafikte mal piyasasında dengeyi temsil ederler. Bütün bu noktaların birleştirilmesinden IS eğrisi elde edilir. Bu eğri üzerindeki her nokta mal piyasasında dengeyi sağlayan faiz oranı ve milli gelir düzeyi bileşimlerini gösterir.

Şekil:1 IS Eğrisinin Elde Edilişi

Image Hosted by ImageShack.us
IS eğrisi negatif eğimli bir doğrudur. Bunun nedeni, faiz oranlarındaki düşüşlerin yatırım harcamalarını arttırması dolayısıyla toplam harcamaları ve denge milli gelir düzeyini genişletici etkide bulunmasıdır. Faizlerdeki yükselme durumunda ise bu etkilerin tersi olmaktadır. Yine IS eğrisinin diklik derecesi yatırım harcamalarının faiz oranına ne ölçüde tepkide bulunduğuna ve doğal olarak çoğaltan katsayısına bağlıdır.
Burada IS eğrisi yurt içi fiyat düzeyinin ve döviz kurunun sabit olması varsayımları altında çizilmiştir. Örneğin fiyat düzeyinde bir değişme, ulusal malların fiyatlarını yabancı mallara oranla değiştirecektir.
2.1.2. Para Piyasasında Denge ( LM Eğrisi)
LM eğrisi ifadesi, bu eğri üzerindeki her noktada Md (para talebi) ve Ms (para arzı) eşitliği var olduğu için kullanılmaktadır. Başka bir deyişle LM eğrisi bir ekonominin parasal yönünün teşkil eden, para piyasasında para arzı para talebi eşitliğinin sağlandığı faiz oranları ve denge gelir seviyelerini birleştiren noktaların geometrik yeridir. LM eğrisinin özellikleri kısaca şöyledir:
1. Eğri üzerindeki her noktada Ms ve Md eşittir.
2. Eğri üzerindeki her noktada koordinatlar gelir ve faiz(Y,i)'dir.
3. Faiz oranı ile gelir seviyesi doğru orantılıdır.

Grafiğin ilk bölümünde dışsal bir değişken olarak kabul edilen reel para arzı ile belli bir milli gelir düzeyine bağlı olarak belirlenen reel para talebi eğrileri ve bu eğriler tarafından belirlenen faiz oranı gösterilmiştir.
Grafikte reel para talebi negatif eğimli bir doğrudur. Bu gelir Y0 düzeyinde sabit iken reel para talebinin faiz oranı arttıkça düştüğünü, faiz oranı azaldıkça yükseldiğini ifade eder.
Para talebi, milli gelir düzeyi artınca artacağından para talep eğrisi yukarıya L1(Y1)’e kayar. Grafiğin ikinci kısmında ise;her yeni milli gelir seviyesi ile bu seviyede oluşan para talebinin egzojen para arzı ile meydana getirdiği faiz oranını birlikte gösterilirse LM doğrusu elde edilir. LM doğrusu üzerindeki her noktada para piyasası dengededir. DU423


Şekil: 2 LM Eğrisinin Elde Edilişi
Image Hosted by ImageShack.us
2.1.3. Mal ve Para Piyasalarında Birlikte Denge
Şekil: 3 İç Denge: Mal ve Para Piyasasında Denge Sağlanması
Image Hosted by ImageShack.us
Bir ekonomide iç dengenin sağlanması, mal ve para piyasalarının birlikte dengeye gelmesiyle sağlanır. Başka bir ifadeyle iç denge, mal piyasasında dengeyi ifade eden IS eğrisi ile para piyasasında dengeyi ifade eden LM eğrisinin kesiştiği noktada gerçekleşir. Grafikte iç dengenin sağlandığı nokta IS ve LM eğrilerinin kesiştiği E noktasıdır. Kısaca açık bir ekonomide iç denge IS ve LM eğrilerinin kesiştiği noktanın belirlediği faiz oranı ve gelir düzeyinde gerçekleşir.
2.2.Dış Ekonomik Denge
İç dengeye ulaşmak gerçekten önemli bir ulusal hedef olmasına rağmen, bir ülke sonuçta ödemeler bilançosunda dengesizliklerle de yüz yüzedir. Özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda dünyadaki hemen her ülke ödemeler dengesi krizlerinden etkilendi. Bu sebeple dış denge de iç denge kadar önem taşımaktadır.
Herhangi bir ülke dış ödemelerinde açık verdiği zaman rezervleri de düşük düzeylere iner ve ekonomi politikasının şekillendireceği zaman önceliği dış dengeye verir. Ülkelerin iç ve dış denge dışında amaçları da bulunmaktadır. Ancak burada özellikle iç ve dış dengenin sağlanması amacı üzerinde durulacaktır.
Dış denge belirleyici olan ödemeler bilançosu dengesidir. Dış dengenin sağlanmasının koşulu ödemeler dengesinin bir açık veya fazlanın olmamasıdır. Bunun anlamı ülkenin dış dünya gelirlerinin dış dünya giderlerine eşitlenmesidir.
Ödemeler dengesi; belli bir dönemde bir ülkede oturanlarla başka ülkelerde oturanlar arasında yapılan tüm iktisadi işlemleri sistematik bir biçimde gösteren istatistik tablosuna o ülkenin dış ödemeler dengesi (Balance of Payments, BP) denmektedir. Ödemeler bilançosunun ana hesap grupları cari işlemler hesabı, sermaye hesabı ve resmi rezervler hesabıdır. Analizde cari işlemler hesabının alt grupları olan hizmetler ve tek yanlı transferler kullanılmazsa cari işlemler dengesi dış ticaret dengesinden oluşacaktır. Bu durumda ödemeler bilançosu dengesi sağlamanın koşulunu şu şekilde belirtebiliriz.
ÖB (BP)= Cari İşlemler Bilançosu + Sermaye Bilançosu = 0
Bu denklikte bulunan hesap gruplarını inceleyelim.
2.2.1. Dış Ticaret Dengesi
Genel olarak dış ticaret dengesi mal ihracatı ile mal ithalatı arasındaki eşitliktir. Bir ülkede ihracat ithalata eşitse, dış ticaret dengededir. İhracat ithalattan fazla ise (X>M) dış ticaret fazla, aksine ithalat, ihracattan büyük ise (M>X) dış ticaret açık veriyor demektir.
İhracatı Belirleyen Etmenler: Bir ülkenin ihracatını iki anahtar değişken belirler. Birinci olarak, ülkenin ihracatı diğer ülkelerin ithalatı olmasından dolayı onların milli gelirinden etkilenir. İkinci olarak da reel kurdan etkilenir ve ihracat ve reel kur arasındaki ilişki pozitif yönlüdür. Reel kurdaki bir yükselme ihracatı arttırıcı bir etki yapmaktadır. Bu durumda dış fiyatlar iç fiyatlardan daha hızlı artmakta olduğu için, ülkenin rekabetçi gücü de yükselmektedir. Reel kurdaki bir düşme de ihracatı azaltıcı etkide bulunmaktadır.
İthalatı Belirleyen Etmenler: Ülkenin milli geliri ile reel döviz kurudur. İthalatla milli gelir arasında doğru yönlü, ithalatla reel kur arasında ise ters yönlü bir ilişki vardır. Reel kurdaki bir yükselme dış fiyatların iç fiyatlardan daha hızlı arttığını, dolayısıyla ithalatın ulusal para cinsinden pahalılaştığını ifade eder. Bu da ithalat hacmini düşürür. Bunun tersine, reel kurdaki bir düşme de ithalatı ucuzlattığı için yabancı mallara olan talebi arttırarak ithalatı yükseltmektedir.
2.2.2. Sermaye Bilançosu
Sermaye hesabında, ülkenin dış alemle gerçekleştirdiği varlık işlemleri yer alır. Bir başka deyişle, sermaye hesabında tahvil, hisse senedi, ev, arsa, gibi varlıkların alım satımı ile banka mevduat hesapları kaydedilir. Sermaye hesabını oluşturan sermaye girişi ile sermaye çıkışının toplamına, sermaye hesabı dengesi denir. Sermaye hesabı dengesinin pozitif olması, sermaye girişinin sermaye çıkışından daha büyük olduğu anlamına gelir ve bu durum kısaca sermaye hesabı fazlası veya net sermaye girişi olarak nitelendirilir. Aksine sermaye hesabı dengesinin negatif olması, sermaye çıkışının sermaye girişinden daha büyük olduğu anlamına gelir ve bu durum kısaca sermaye hesabı açığı veya net sermaye çıkışı olarak nitelendirilmektedir.
Açık bir ekonomide servetlerini ulusal varlıklar yanında yabancı varlıklar biçiminde de muhafaza etmek imkanına sahip olan kişilerin ve firmaların ulusal-yabancı faiz getiren varlıklar arasında yapacakları seçimin niteliği, hangi varlığın daha yüksek bir getiri sağladığına bağlıdır. Kişilerin ve firmaların yerli-yabancı tahviller arasında bir seçim yapma durumunda oldukları kabul edilirse, kişiler ve firmalar yerli-yabancı tahvillerin getirilerini karşılaştırmak suretiyle tercihlerini belirlerler.
Ödemeler bilançosunda sermaye hesabı öncelikle yurtdışı faiz oranlarına göre yurtiçi faiz oranlarına ve dolayısıyla yatırımların getiri oranlarına bağlıdır. Genel olarak, yurtiçi faiz oranları yurtdışı faiz oranlarından ne kadar yüksekse yurtiçi sermayenin ülkede kalması ve yabancı sermayenin yurtiçi ekonomiye yönelmesi o kadar fazla olacaktır. Diğer taraftan, yurtiçi faiz oranları yurtdışı faiz oranlarına göre ne kadar düşükse, yurtiçi sermaye yurtdışında daha fazla getiri sağlama eğiliminde olacak ve yabancı sermaye de ülkeye gelmeyecektir.
Kısacası, uluslararası sermaye akımlarını etkileyen temel faktör faiz oranları (risk faktörüne göre düzeltilmiş) arasındaki farklılıktır. Sermaye bilançosu iç ve dış faiz oranları farkına bağlı bulunmaktadır.
2.2.3. Dış Dengenin Sağlanması (ÖB Doğrusu)
Cari hesap fazlası ile sermaye hesabı açığı toplamını sıfır kılan (ödemeler dengesinin dengede olmasını sağlayan) hasıla- yurtiçi faiz haddi bileşimlerinin geometrik yerine tekabül eden pozitif eğimli eğriye, ödemeler dengesi eğrisi (Balance of Payments Curve,BP) denir. Ödemeler dengesi dengede iken döviz arzı döviz talebine eşit olduğundan, ödemeler dengesi eğrisinin döviz piyasasında dengeyi sağlayan faiz haddi- hasıla bileşimlerini yansıttığını söylemek ve buna bağlı olarak ödemeler dengesi eğrisini, döviz eğrisi (Foreign Exchange Curve, FE) olarak da nitelendirmek mümkündür.
ÖB doğrusu faiz oranıyla gelir düzeyi arasındaki ilişkiyi gösteren bir eğridir. ÖB doğrusu üzerinde dış ödemeler dengesi sağlanmıştır. Başka bir deyişle, ya cari ödemeler açığına tam tamına eşit olan bir sermaye hesabı fazlası ya da sermaye hesabı açığıyla tam tamına eşit olan bir cari hesap fazlası vardır. Kısaca ÖB doğrusu üzerinde cari hesap dengesiyle sermaye hesabı dengesi toplamı sıfıra eşittir.
Şekil: 4 Dış Denge Doğrusu
Image Hosted by ImageShack.us

Şekil 4’te, dikey eksen faiz oranlarını(i) yatay eksen ise milli geliri (Y) göstermektedir. Y0 milli gelir düzeyinde ve İ0 faiz oranının birleştirilmesi il sıfır ödemeler bilançosu dengesi veren sermaye bilançosu ve cari işlemler bilançosu denkleşmesi E noktasını oluşturmaktadır. Yine sıfır ödemeler bilançosu dengesi veren diğer faiz oranları ve gelir düzeylerini veren noktalar birleştirildiğinde ÖB doğrusu elde edilmektedir. ÖB doğrusu eksenler arasındaki alanı ikiye ayırmaktadır. Doğrunun altında ve sağında kalan alanda dış denge için gelir düzeyi çok yüksek veya faiz oranı çok düşük bulunmaktadır. Bu nedenle bu alan dış açıkları temsil etmektedir. Doğrunun üstünde ve solunda kalan alanda ise, dış denge için milli gelir çok düşük ve faiz oranları çok yüksektir. Bu bölgede dış ödeme fazlalarını gösterir.
Genel olarak ÖB doğrusunun eğimi sağa yukarıya doğrudur. Ancak özel bir durumda ÖB doğrusu yatay olabilir. Bu durum sermayenin akışkanlığının tam olduğu durumdur. Tam sermaye akışkanlığı yurtiçi faiz oranıyla dünya faiz oranı arasında herhangi bir fark meydana geldiğinde anında ve otomatik bir şekilde fonları harekete geçirecektir. Böylece yurtiçi faiz oranı, yurt içi yatırımların getiri oranını dünyada geçerli reel getiri oranına eşit kılacak düzeydedir. Kısaca, dış denge doğrusunun eğimi sermaye akımlarının faiz oranları farkına karşı duyarlılığına bağlıdır.
ÖB doğrusunun konumu, yurtdışı hasıla düzeyi veri iken, reel döviz kuruna bağlı olarak değişir. Yurtiçi ve yurtdışı fiyatlar veri iken reel döviz kuru nominal döviz kuruna bağlı olarak değiştiğinden, ÖB doğrusunun konumu iç ve dış fiyatlar ile yurtdışı hasıla düzeyi veri iken nominal döviz kuru tarafından belirlenir.
2.3. İç ve Dış Dengenin Birlikte Sağlanması
İç ve dış dengenin birlikte sağlanması ekonomide genel dengenin oluştuğunu ifade etmektedir. Bunun anlamı, ekonomide hem mal piyasalarında hem de para piyasalarında dengenin sağlanmış olduğu, aynı zamanda da ödemeler bilançosunda da dengenin sağlanmış olduğudur. Bu ise mal piyasası dengesini gösteren IS eğrisi, para piyasası dengesini gösteren LM eğrisi ve dış dengeyi gösteren ÖB doğrusunun üçünün kesiştiği noktada gerçekleşir. Şekil: 5’te bu nokta “E” noktasıdır. Bu noktanın temsil ettiği Y0 milli gelir düzeyi ile İ0 faiz oranı tüm piyasalarda dengeyi sağlayan bileşimi göstermektedir.

Şekil: 5 Genel Ekonomik Denge
Image Hosted by ImageShack.us

2 Comments:

Blogger admin said...

This comment has been removed by the author.

10:53 AM  
Blogger admin said...

This comment has been removed by the author.

10:11 AM  

Post a Comment

<< Home

Google